Freitag, 11. Mai 2012

Yeni köyümüze alisirken

Gecenlerde Türkiye’den döndük. Son iki yildir her firsatta israrla denedigimiz yeni evimizi, köyümüzü ve komsularimizi daha yakindan tanimaya devam.

Ilerde daha cok zaman gecirmeyi planladigimiz bu yeni yerde, dört mevsimi ve ve tüm aylari yasamaya calisirken daha deneyemedigimiz bir kac ay kaldi galiba. Son bes yil icinde bile bana hizla degisiyor gibi gelen bu minik „yavas“ sehirde, gecen haftalarda yeni bir super marketin acilisina rastlayinca, önce kendimi gercekten ufak bir Amerikan sehrinde sandim. Avrupa’da pek tanimadigim bu duruma, tüm absurdlugu ile agzim acik kalirken, az önce bir sokak sordugum ve bana göstermek icin benimle elimi tutarak (!) uzun bir yolu yürüyen, yürürken de on yil önce yerlestigi bu köyün bir dolu hikayesini bana zevkle anlatan yeni yol arkadasim beni kolumdan cekistirerek bu acilisa „davet“ etti. Eskiden bu tür tuhaf müdahaleleri israrla ve büyük bir kararlilikla redderken, son yillarda bunun Türkiye’de cok yorucu ve neredeyse imkansiz oldugunu kabul etmeye baslamistim zaten. Yol arkadasim büyük bir istahla orada sunulan her seyi deneyerek, bana yine israrla yogurt yetirterek binayi dolastirdi.

Sonunda kendimi kurtarip eve geldigimde daha iki hafta sürecek bir korkulu rüya baslamisti bile, ev tadilat icin gelen iscilerle doluydu.



2012/Nisan/Gökova  

2012/Nisan/Gökova

 
2012/Nisan/Gökova



2012/Nisan/Gökova


2012/Nisan/Gökova





Keine Kommentare:

Kommentar veröffentlichen