Murat Belge hakkinda yazilanlari hayret ve dehset icinde okurken, aslinda buna fazla sasirmamam gerektigini söylüyorum kendime. Birikim dergisi ilk ciktiginda da buna benzer düsmanca bir hava vardi. Bu atmosferin sol icinde bu kadar yayilacagina, giderek ona hakim olacagina, son yillarda Türkiye’de eski arkadaslarimla konusurken icime yayilan derin bir karamsarligin bana giderek daha bogucu gelecegini tahmin etmemistim.
Ben Taraf gazetesinde son yazisinda ondan nefret etmeme neden olacak bir sey göremedim. Belki de yaziyla iliskim - ya da yazarla- nefret / sevgi- cercevesinde olmadigindandir.
Haliyle dilin dogasi ve onun sonsuz yorumlara acik haliyle ben bu cilginca ve hic adil olmayan yargilamanin bende biraktigi hissi anlatayim. Bu genelde Türkiye’ye giderek daha hakim olan söylemle de yakinen ilgili. Hrank Dink öldürüldügünde de epeydir tahmin edilen cinayetin nedenini nicinini, toplumdaki cok derin etnik ve dini azinlik düsmanligi hatta genelde yabanci düsmanligi üzerinde tartismaktan cok ayakkabisinin delik olusuyla ilgili aglak söylem önemliydi. Yani sokakta ermeni oldugu icin öldürülen daha varlikli biri olsaydi söylem ne olacakti, yüzlerce insani aglatacak hangi sembol bulunacakti? Bir baska örnek Türkiye’de belli bir kesimin „ögretmen“ e yükledigi sembolik „ilerici- solcu“ söylemi. Köy enstitülerinin abartilarak ona belki de kurucusunun bile hedeflemeyi tahayyül edemedigi kutsal bir misyon- yükleme hali. Yurtseverlik/ Vatan hainligi ideolojisini besleyen kafasinin üstünde hareler tasiyan halk cocugu sembolü. Ah örnekler ne cok, Birgün gazetesinin neredeyse her satiri böyle.
Bu cok genis duygu sömürüsü yelpazesinde serin kanli bir mesafelilik hic yok. Gerceklikten cok onun yerine var saydigimiz nerdeyse göz yasartan kitch haliyle ilgiliyiz, gerceklikten kacarken siginilan yer; icinde insanin kendi haline de aglayacagi, derin asagilik kompleksiyle vardigi kendine acimanin tepe noktasi. Acaip hastalikli bir sosyal kiskanclik/ körlük, kendine benzemeyi red edeni yok saymak, mahvetmek – Türkiye’deki „dürüstlük“ „satilmak“ vb. söylemlerde basli basina bir konu aslinda - hastalikli, korkutucu tuhaf tehlikeli bir egosantrizm.
80 lerde Birikim okuyanlar bu tehlikeli halle yakindan tanismislardi.
Neyse, simdi anilara gecmeden aklima gelen tek seyle bitireyim, Murat Belge’ye deger veririm, keske üniversitelerde ona benzeyen akademisyen sayisi Türkiye’de daha cok olsaydi. Büyük olasilikla o zaman Türkiye’de sol söylem daha farkli olurdu.
Keine Kommentare:
Kommentar veröffentlichen