Freitag, 11. Mai 2012

Kim derdi ki!!!



J. Franzen/Freedom/ 2012

Gecen yaz bir kismini isteyen arkadaslarima dagitip, geri kalan bir kac yüz kitabi ise eski kagit toplama kutusuna atmistim. Evet yillarca oradaki gelisime yetismeye calisarak Türkiye’den tasidigim kitaplari attim. Bunu yaparken sucluluk duymadigimi söylersem pek dogru olmaz. Ama sanirim pek cok tanigin bildigi, sürekli yeni kitaplik yaptirmak konusu bir süre sonra, özellikle son 15 yildir elime almayip, unuttugum, ah bunu yillar sonra tekrar okurum dedigim ama yapmadigim kitaplari düsününce ayrilmak dogrusu pek zor olmadi. Kitap, yayinevi vs… kokusu bana meslegim yüzünden de pek uzak degil zaten. Genc arkadaslari haliyle heyecanlandiran yayinevinden yeni gelmis, ya kendinin yazdigi ya da yazimina katkida bulunulan kitap paketini acarken insanin hissettigi seyler de yabanci degil.
Yeni olan, son yillarda kitaplarin arasinda neredeyse boguldugumuz evimizde artik sabahlari burnuma gelen matbaa boyasi, eski/yeni kitap ve toz karisimi kokudan pek hoslanmadigim.

Uzun lafin kisasi, bir kac yildir önce absurd bulup güldügüm, sonra bayagi reddettigim, son bir yildir ise kolayligina hayran kaldigim, bundan sonra büyük olasilikla yeni bir kitapliga gerek biraktirmayacak, yanimdan hic ayirmadigim, özellikle yolculuklarda cok ise yarayan simdiden icinde binlerce kitabi barindiran minik mücize Kindle var artik.


 

Keine Kommentare:

Kommentar veröffentlichen