Sabah sabah Türkiye online gazetelerine göz atarken en sik rastladigim baslik bu oldu.Sahici bir davet? Bir göz dagi? „Dogru“ yer sadece benim yanim? Alttan alta bir tehdit? Yüksek sesle soru sormaya baslayan sivillerin varligindan korkma? Buna cüret edenlerle artik ayni toplumda yasamaya alismaya bir karsi koyus? Düsünce ve ifade özgürlügünün sadece kendi ifadesi icin var olmasi gerektigine olan derin ve sarsilmaz inanc? Otoriteyi ve gücü kaybetmek korkusu? Demokratik bir yönetimde tüm kurumlarin hesap verme gerekliligine alisamama? Özür dileme ve istifa etme kültüründen uzaklik? Artik baris özleminin giderek yayilmasindan tedirgin olma? Cocugunu güle oynaya asker göndermeyen, ölüm haberlerinde bütün cocuklarim devlete kurban olsun demeyi reddeden ebeveyinlerin cogalmasindan duyulan kusku? Giderek bu büyük problemin, yillardir süren savasin politik ve diplomatik yollarla cözümünü isteyen bir kamuoyu? Karsilikli tartisma ve konusabilme kültürünün Türkiye'de yayilabilme ihtimalinin ürkütmesi? Icinde kan, kurban, hain, kahramanlik, destan yazmak gibi kavramlar gecmeyen yeni bir söylem olasiligindan cekinmek? Belki hepsinin birlesimi.
Hakikatle epeydir hayli problemli iliskisi olan toplumlar da günün birinde otoriteden korkmamaya,en azindan onu sorgulamaya ve sivil itaatsizlige ürkek adimlarla da olsa bir sekilde basliyorlar. Baska bir dünya gercekten mümkün!
Hakikatle epeydir hayli problemli iliskisi olan toplumlar da günün birinde otoriteden korkmamaya,en azindan onu sorgulamaya ve sivil itaatsizlige ürkek adimlarla da olsa bir sekilde basliyorlar. Baska bir dünya gercekten mümkün!
Keine Kommentare:
Kommentar veröffentlichen