



Dün duyduk Nail Cakirhan ölmüs. Türkiye'de gördügüm en güzel yamaclardan birindeki cam agaclari ve ciceklerle dolu mezarlikda yarin törenle topraga verilecekmis.
Yillar önce babamin kitapliginda eski türk evleriyle ilgili bir kitapda ilk defa Mugla-Ula evlerine rastlamistim.
Nail Cakirhan evlerini, Ağa Han Uluslararası Mimarlık Ödülü’nü aldiginda tekrar hatirladim. Sonra yine üzerinden yillar gecti, sanirim 90 larin sonuydu bir ucak yolculugu sirasinda SkyLife dergisinde Ula / Akyaka evleriyle ilgili ayrinti , bol resimli yazida özellikle ahsap isciliginin ince örnekleriyle dolu tavanlar, o devasa büyüklükleriyle mutfak ve odalardaki beyaz sömineler /ocaklar aklimda kalmis.. –idi-
Taa ki gecen yil, o tavanlarin altinda oturana kadar. Sayilari hayli az orijinal Nail Cakirhan evlerinin gercekten degisik cekiciligin yani sira, yeni yapilan evlerde de kismen belli bir stilin kaybolmamis olmasi , tüm Türkiye kiyilardaki mimari cirkinlikleri düsününce sevindirici bir sey.
Akyaka bize ilk gördügümüz andan itibaren hem Afrika'nin sisli-nemli ormanlarini, sürekli degisim halindeki bulutlariyla Iskocya’yi , kiyiya hemen dikce yükselen kayalik yüksek tepeleri ve her yani kaplayan bol yesil ve bakimli bahceleriyle avrupa Alplerini, sakince uyuklayan yüzlerce sokak köpegi ve kedisiyle, kahvelerinde, ev önlerinde hic acele etmeden cay icerek, tavla oynayarak zaman geciren yaslilariyla, ilginc yari-cevreci-yerel yönetimiyle, antik kaya mezarlariyla, tüm bölgenin, Datca yarimadasini da icine alarak özel koruma alani olusuyla, yine hemen her tatil bölgesini kötü bir epidemi gibi sarip, mahveden gürültülü müzik geleneginin burada olmamasiyla hala Akdeniz'de oldugumuzu sasirarak, sevincle hatirlatinca Ayvalik’tan ayrilmak zor gelmedi.
Keine Kommentare:
Kommentar veröffentlichen