Samstag, 31. Oktober 2009

Son yolculuk icin bir bavul


Fritz Roth bundan bir kac yil kadar önce, bes yüz kisiye, hepsi ayni kücük, siyah deri bavulu gönderip, icine son yolculuga cikarken yanlarina ne almak istediklerini koyup ona geri göndermelerini rica etti, hem bir kitap ve film, hem de bir sergi calismasi icin.

Herr Roth’un meslegi hem cenaze kaldiricisi hem de Avrupa’da yaygin olan bir tür yas psikolojik danismanligi. O yüzden ölümle icli disli birisi. Ama onu asil ilgilendiren farkli kültürlerde ölüme bakis sekli. Elbette kefenin cebi olmadigini herkes bilir, bu bavulun icine son yolculukta alinacaklar bir cogumuz icin sembolik. Asil amac insanin varolus ve ölümle, özellikle de kendi ölümüyle ilgilenmesi. Herr Roth, ölümün de en az yasamimiz kadar cok renkli ve cesitli oldugunun zaten epeydir farkinda isi geregi.
Bir kac ay sonra gönderdigi 500e yakin bavulun bir kismi bos „yanima hic bir sey almam“ diye geri gönderilmis, sanirim ben de bu gruba giriyorum.

Geriye gelenlerin icinden secilmis yüz civarinda bavulu 2005 den bu yana bir cok sehirde gezen sergide görmek mümkün. Her bavulun yaninda sahibinin yazdigi, kendi fotografini ekledigi ve icindekileri neden sectigini anlatan birer sayfa da eklenmis. Bu yüz kisinin icinde ünlü sanatcilar, yazarlar, oyuncular ve bizler gibi siradan kadin ve erkek ölümlüler var. Icinde neler neler var bu bavullarin, tika basa doldurulmuslarin yaninda, hemen hicbir sey olmayanlara kadar uzanan epey genis bir skala. Önce insanin icindeki röntgenciyi ortaya cikariyor gibi gözükse de, insana bir süre sonra bu yasam yolculugunu ve haliyle kendi ölümünü de düsünüyor; giderek daha cok mesgul eden soru: "ben olsam yanima ne alirdim?"

Alisilmis, kullanilmis, kullanilacak, anilarda kalmis, planlanmis ama hala yapilmamis, her gün kullanilan, sevilen, okunan, seyredilen, dinlenen, yenilen, icilen, bakilan, özlenildigi, ihtiyac olundugu sanilan bir dolu gündelik sey. Ya artik epeydir gecmiste kalmis, ya da hala umutla beklenen, sefkatle özlenen, tutkuyla sevilen bir dolu insan ve anilari. Hayatin bir döneminde birlikte yasanilan hayvanlar, gezi anilari, okunmus ve okunmamis eski mektuplar, bir dönem önemli bir anda ya da durumda dinlenmis müzik parcalari, imgelerle dolu bir dolu sey.

Cogu alisilagelmis seyler, kitsch'in her zamanki naif duygusalliginin klasik örnekleri, bazilari ise bavulu hazirlayanlar kadar muzip, neseli, alayci, tad ve keyif düskünü, bazilari ciddi, felsefik, bazilari ise özlemle dolu ve acitici. Ama hepsi bir sekilde hazirlayanin bu dünyayla da iliskisini bize düsündüren, tahmin ettiren, bir cesit oyuna davet eden bir sergi.

Benim en ilgimi cekenler; bir kasabin sectigi ve -hayatina giren insanlar disinda, öldürdügü tüm hayvanlar icin de oldugunu tahmin ettigim- yazdigi dört kelime - ask, tesekkür, özür, hayir-, bir gazetecinin hayatinda yük gibi hissettigi, kendini baglayan agir zincirini bavuluna koymasi, artik öldükten sonra nasil olsa icilir deyip tütün, pipo ve temizleme fircaciklarini bavuluna koyan bir kabarettist, cocuklarinin eski bebeklik ayakkabilarini ve ölen esinin resmini koyan bir anne, bir peyzaj mimarinin koydugu 12 tane elma ve yanlarina cizdigi elma agaciyla acikladigi yasam ve mevsimlerin 12 aylik siklusu, bos bir bavulun icine konulmus "hic" yazisi, tünelin ucundaki isiktan gözlerini korumak isteyen baska birinin bavuluna koydugu gözlük, yine bu bilinmeyen yolculukta ise yaracak ve diger dünyadaki hiza alismak icin, kolay kaymayan, altlari lastikli coraplar ve bir yanik kremi koyan bir psikoterapistin bavulu, bavulunu agzina kadar bilmece , bulmaca defterleriyle dolduran bir fotografci, asla okumaktan vazgecemedigi 10 ciltlik Marcel-Proust serisi koyan bir baskasi, genc bir ögrencinin kumdaki ayak izlerini bavuluna koymasi, epeydir kaybettigi esinin üstünü örtmek, onu isitmak icin bavuluna siyah bir örtü ve cin mutluluk kekleri koyan kadin, yine icinde sadece ölü gömlegi bulunan baska bir bavul, cok uzun sürecegi tahmin edilen bu son yolculukta köpegi icin cesit cesit mama doldurulan baska bir bavul.

Bütün diger bavullarin arasinda belki de en basit ama en etkili olan bavul, icinde kücük bir ayna olan kutu olani. Kim bakarsa onun yüzünü gösteren, apacik, ciplak, basit, kendi varolusumuz.




























Keine Kommentare:

Kommentar veröffentlichen