Donnerstag, 18. Februar 2010

yol anilari


Dün hava yine bize günesli yanini gösterince G. ile nehir kiyisinda uzun bir yürüyüse ciktik, kivrila kivrila akan, bu yilki kar miktarina göre hala pek yükselip, o tahrip edici yanini henüz göstermeyen nehirden gelen acaip soguk bir rüzgar yüzümüzü dondursa da renkler öyle güzel parliyordu ki, yolumuza devam ettik, sonra eski köprüde durup bütün yil hic sonu gelmeyen bir turist akinina ugrayan bu minik sehirin kalesini seyredip, önünde resim cektiren gruplari bir yana birakip, diger tarafa yukariya yüzlerce basamakli, iki yani üzeri yosunlarla kapli eski duvarlarla sinirli bu labirent merdivenlerden cikarak, sonunda ormana girdik. Derken yavasca yagmur basladi, önce hafifce, biz yolumuza devam ettik, tek tük, azimli, disiplinli nisan ayindaki büyük maratona hazirlanan kosucular disinda kimsecikler yoktu. Yagmur hizlandikca, daha üzerinden bir hafta gecen baska bir iklimdeki maceramizi düsündük.



nizwa'da kisa bir mola
daglara hayran ilerlerken

giderek yaklasiyor


yollar  kapanmak üzere

ilk zorunlu mola

yoldan cikmak

her zaman  anlatacak bir seyler var

omanlilari sasirticak anlarda var

artik yollar kapandi

Umman’da aniden yagmura yakalanip, cöle paralel daglardan inen ve vadileri asip on, onbes dakikada ortaligi tam bir tufan havasina sokan , sonra da saatlerce süren cilgin yagmurun önümüzdeki otoyolu artik girilmez yapip, bir dolu yük kamyonunu ve arabayi önünde sürükleyip, bizi acaba bir korku filminin icinde miyiz, buradan  kurtulup yarin erkenden kalkan ucagimiza yetisebilecek miyiz diye tasalanip ve daha önümüzde en az sekiz saatlik yolu düsünerek uzunca beklerken, iki büyük sel bölgesi arasina sikisip kalisimizi fark edip, sonra G. nin tipki ana rotadan ayrilip, daha icerde kalan bu daglik bölgeye girerken oldugu gibi – bilinen düz rotalar onun hic ilgisini cekmez- merak ve cesaretiyle kisa bir an düsünüp, sürüklenme ihtimalinde ne yapacagimizi, ne yöne yüzecegimizi kisaca konusup, pencere camlarini her an acacak sekilde o selin icine girip - ne garip insan cok heyecanlaninca, cok sakinlesiyor, sadece kendinin ve yanindakinin kalp atislarini duyuyor, tüm fizyoloji bilginiz ve adrenalinin kimyasal struktur analinizi bilmek bu saskinligi azaltmiyor- arabaya dolan sel sularinin icinde son elli, altmis metreyi gecisimizi hic unutmayacagimizi sanirken, simdiden geride anilar arasinda kaldigini gülerek fark ettik.

Keine Kommentare:

Kommentar veröffentlichen