Bir kac haftadir ne zaman önünden gecsem, hah, bu aksam artik su filmi görelim diye düsünüp, aksama kadar tekrar unuttugum, sonra tembellikle ertesi güne erteledigim bir filmdi „Giulias Verschwinden“. Yönetmeni isvicreli Christoph Schaub. Günler böyle gecip giderken, dün aksama dogru uzun ve yogun gecen bir is gününün sonlarina dogru G. hadi disari cikalim demeseydi sanirim yine erteleyecektim.
Sessiz, sakin, harika bir film „Giulia'nin ortadan kaybolusu“, üstelik tam 50. dogumgünü icin arkadaslarinin onun icin hazirladigi bir kutlamaya giderken.
Genel olarak yaslanmak ile ilgili bir film. Ama cocuklar ve gencler icin nedense bunun adina „büyümek“ diyoruz.
Yaslandikca insan gercekten görünmez mi oluyor? Bunu filmin basinda kisa bir otobüs yolculugu sirasinda yaslilar evindeki arkadasini ziyarete giden bir kadin Giulia’ya söylüyor. Film boyunca da sessiz ama hedefini sasmayan bir kirmizi ok gibi her yana yayiliyor bu cümle. Belki de varolusun geciciliginin en cok fark edildigi anlar dogum günleri, ama ayni zamanda da sundugu imkanlarla onunla barismak icin de iyi bir firsat.
Ana kahramanlarimiz bir kac saat sonra 50. yasina girecek olan Giulia - Corinna Harfouch yine her zamanki gibi cok basarili- ve benim özellikle cok sevdigim - bazi mimiklerini babama benzettigimden de olabilir- ama kesinlikle cok yetenekli oyunculuguyla John (Bruno Ganz). Filmde mekan sayisi az tutulmus, diyaloglar zeki, dogal, acik ve sevimli, yer yer trajikomik, yer yer insanin icini acitiyor, yer yer de „ah bunu ben de“ yasadim dedirtiyor. Karakterler 14-80 araligindaki yas gruplarindan üc kusak, her kusak yaslanmak ile kendi tecrübelerini yasiyor, filmde agirlik 50li yaslara verilmis.
Yarim gün boyunca bir kismi birbirleriyle rastlantiyla yollari kesisen bu insanlar sonunda bir otelin lokalinde bir araya geliyor. Evet bu yarim gün icine ne cok sey dogalca sigiyor. Bagirmayan, fazla aglamayan, acilasmamis bir ironi var filmde, diyaloglar yer yer acitsa da karsisindakini, öldürücü bir darbe gibi degiller. Yaslanmak ve getirdigi degisiklikler caresiz bir kabullenisten cok, üzerinde düsünülen, zaman zaman geriye hüzünle bakilan, simdilik kayiplari daha cokmus gibi görünse de, aslinda getirecegi olumlu seylerinde hic de az olmayisi icten icten hissedilen, evet bir sekilde barisilip, yola devam edilebilecek bir durum.
Filmin genel havasi böyle ilerlerken, büyümenin sancilari, yaslanmanin her zaman da neseli ve hafif olmayan halleriyle "iste hayat bir minvalde akip gidiyor hepimiz icin" derken, getirecegi sürprizleri de hic unutmadan, yaslanirken hayat arkadaslarina henüz rastlamamislar icin de hala umut veriyor.
Biz sinemadan tipki Giulia'nin lokali terkederken ki duygulariyla ciktik, neseli, mutlu, harika rastlatilarin epeydir farkinda olarak.


Keine Kommentare:
Kommentar veröffentlichen