15.09.2012, Nora heyecanla beklerken
Her yil bu zamanlar okullar acildiktan bir hafta sonra ilk Cumartesi 1. siniflarin okula baslama töreni yapilir. Her ögrenci ici hediyelerle dolu kocaman bir külah alir. Bu külahi genellikle ana okulundaki son haftalarinda kendileri hazirlar.
Biz epeydir birinci siniflarin bu törenine katilmamistik.
Bu yüzden arkadaslarimizin en kücük kizi Nora’nin okul acilis törenine bu yil hepimiz davetliydik. Büyük olasilikla da ilerde torunlarimizin olacagi ve onlarin okula baslayacagi zamanlara kadar da bir daha göremeyecegiz.
Nora’nin dogumu daha cok taze aklimda, dün ayni vaftiz edildigi ayni kilisedeki okul törenini izlerken su kisacik hayati gözümün önünden gecti.
Burada klasik okul acilis törenleri bana – belki de dinin hemen hic rol oynamadigi bir ailede büyüdügüm icin olsa gerek- hala biraz garip gelse de kilisede kücük törenle baslar , sonra okuldaki biraz daha büyük bir törenle devam eder ve sonra aileyle birlikte özel bir gün olarak kutlanir.
Bütün üniversite sehirlerinde oldugu gibi bizim minik sehrimizde de hayli kozmopolitik. Nora birbiriyleriyle Londra’da tanisan danimarkali bir baba ile macaristanli bir annenin en kücük kizlari. Anne ile macarca, babayla danca, anne ve babayla birlikteyken ingilizce, kardesleriyle ve onun disindaki tüm durumlarda ise almanca konusarak büyüdü. Cok dilli büyüyen bir cok bebek gibi hayli gec konusmaya baslamasindan bu güne, özellikle almancayi acaip iyi kullanisini dinledikce her seferinde „altklug“ lafini daha iyi anliyorum.

Keine Kommentare:
Kommentar veröffentlichen